|
Fotoğrafçılığın
başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
Fotoğraf tarihi karanlık kutu içinde görüntü
elde etmenin tarihi olduğu kadar, bu görüntüleri
fotokimyasal yollarla saptamanın da tarihidir.
Sekizinci yüzyılda Cabir İbni Hayyam adlı bir Arap'ın Gümüş Nitrat'ın güneş ışığı etkisiyle karardığını bulması ve 15. asırda büyük sanatçı Leonardo da Vinci'nin karanlık odada mevcut ufak bir deliğin dış dünyadaki görünümlerini aksettirmesi fotoğrafçılık tarihindeki önemli başlangıçlardır. Sanatçılar Rönesans devrinde karanlık kutuyu buldular. Böylece, ışığın girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun öbür ucunda konunun ters çevrilmiş bir görüntü görebiliyordu. 18. yüzyılda karanlık kutunun bir ucuna mercek ve diğer ucuna da buzlu cam konularak görüntü kutunun dışında görülebilir hale getirildi. Işığın kimyevi maddeler üzerindeki etkisi ve gümüş tuzlarının görüntü sapma duyarlılığı 200 yıl önceden biliniyordu. 1725 yılında, kireç ve gümüş nitrat sürülmüş bir kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe tutulduğunda kağıt üzerinde bu şeklin bir görüntüsünün meydana geldiği görülmüştür. 19. yüzyılın başında kağıt, gümüş nitrat çözeltisine batırılarak negatiflerin elde edilmesi başarıldı. Fotoğrafçılığın ilk ve esaslı gelişmesi, vernikle saydam hale getirilmiş olan kağıt üzerindeki bir görüntünün kalay levha üzerine getirilmesidir. Daha sonra, Yuda Bitümü ile kaplanmış kalay levha üzerine düşürülen bir görüntüde güneş ışığı düşen yerlerin beyazlaştığı görülmüştür. Niepce ile başlayan fotoğraf çalışmaları 1829 da Jacques Mande, Daugerre ile birleşip 1837 de Daugerreotype'ı ortaya koymalarıyla birden gelişim göstermeye başladı. Bu işlem gümüşle
|
Aynı süreler içinde Henry Fox Talbot bir takım
kimyasal maddelere batırılmış kağıtlar üzerinde
görüntü elde etmeyi başardıysa da yavaş yavaş
kararması ve görüntünün net olmaması nedeniyle
kolayca unutuldu. Ancak Talbot'un bu buluşu için
ilk defa "FOTOĞRAF" kelimesi kullanılmıştır. Bir
süre sonra da negatiflerin pozitife çevrilmesi
başarılmıştır. Böylece modern fotoğrafçılığın
temeli atılmıştır.
Daha sonra fotoğraf kağıtları, yumurta akına
batırılarak pürüzsüz bir yüzey elde edilmiştir.
Ancak bu yöntem ayrıntıları ortaya çıkarmakta
başarısız olmuştur. Yumurta akının iyotlaşması
ise başarılı sonuç vermiştir. Bundan sonra ıslak
levha yöntemi daha donra da kuru levha yöntemi
bulunmuştur.
Bu tarihlerde bir fotoğraf çekebilmek için ulaşılabilmiş en büyük poz süresi 1/25 saniye idi. 1852 yılında George Eastman, Kodak makinelerinde 10 poz çekebilen bromür kaplı Jelatin rulolar bulunan Kodak fotoğraf makinelerini piyasaya sürerek çok büyük aletler taşıması gereken fotoğrafçıya kolay hareket imkanı sağladı. Fotoğraf çekildikten sonra makine fabrikaya gönderiliyor ve jelatin film kağıttan ayrıldıktan sonra bir cam üzerine yerleştiriliyor ve sonra yeniden makineye film doldurularak sahibine iade ediliyordu.
1870 de Hermann Vogel emülsiyonları muhtelif
banyolara batırılarak duyarlılıklarını arttırma
yolunu buldu. 1880 yılında kırmızıya karşı
duyarlılığı çok sınırlı olan ortokomatik filmin
yanında, pankromatik filmler ortaya çıktı.
Fotoğraf 19. ve 20. asırda değişik astigmat
merceklerin, selüloz asıllı filmlerin
kullanılması, fotoğraf makinesi ve film
sanayinde gelişmelerle günümüzdeki durumuna
geldi.
FOTOĞRAFÇILIK TARİHÇESİ
|